10 Kasım 2015 Salı

SONSUZ DENİZ (5. Dalga Serisi)






Kitabın Adı: Sonsuz Deniz (5. Dalga Serisi 2. Kitap)
Orijinal Adı: The Infinite Sea
Tür: Bilimkurgu, Fantastik
Yazarı: Rick Yancey
Yayınevi: Pegasus Yayınları 
Sayfa Sayısı: 360
İlk Basım: 2015


Yorumum:

Çok merak ettiğim 5. Dalga kitabıyla beraber serinin devamı olan 2. kitap Sonsuz Deniz Kitabını da şipariş etmiştim, yani bu ikili bana beraber geldi.

Daha önce 5. Dalga kitap yorumumu okumadıysanız, kitaptan beklediklerimi bulamadığımı hatırlatmak isterim.

Ayrıca okumak isterseniz de 5. Dalga yorumum burada..

Gelgelelim, Sonsuz Deniz kitabına da meraktan değil elimde olduğu için başladım…

Beklentilerim son derece düşük olduğu için bu sefer kitap biraz daha güzel göründü gözüme. Ama yine de ne bileyim, benlik değil bu seri fazla ergence. (ÜZGÜNÜM AMA BEN 26 YAŞINDAYIM GENÇLER KIZMASIN BANA) Bazı yaşlarda bazı şeyler çekilmiyor yani. 
Yinede yarım bırakmadım bu büyük başarı demek ki o kadarda berbat değil yoksa hayatta okuyamam :) Biraz zorlar yarım bırakırdım.



İlk kitapla benzeşiyor kitap içeriği ile ilgili pek bir şey yazmayacağım.

TAVSİYE EDER MİYİM?
  • Açık konuşacağım eğer okumadıysanız “Göçebe” kitabını okuyun. Aynı konu tek kitap ve daha yaratıcı.

  • Göçebe yi okuduysanız da gene tavsiye etmem çünkü beğenmezsiniz.

  • Ben Göçebe okumayacağım illa bu seriyi okumak istiyorum diyenlerin de beğeneceğine garanti veriyorum. Evet size çoklu kombinasyon yaptım. SEÇİN ALIN:)

Gene çok eleştirdim tamam gidiyorum… Bakmayın siz bana zevkler ve renkler tartışılmaz tabi ki…

İyi Okumalar:)

Son olarak arada paylaştığım resimler de 5. Dalga filminden, kitaptaki ana karakter kızı bi türlü sevemedim açıkçası, filmede itici bi kız koymuslar bence (Alttaki filmdeki kız :P)


ARKA KAPAK YAZISI

Önce 
Onlara güvenilmeyeceğini kanıtladılar. 
Sonra 
Birbirimize güvenmememiz gerektiğini gösterdiler. 
Şimdi 
Kendimize bile güvenemeyeceğimizi öğretiyorlar.

7 Kasım 2015 Cumartesi

Dünya Klasiklerinden "UĞULTULU TEPELER" Yorumu





Kitabın Adı: Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights)
Yazarı: Emily Bronte
Yayınevi: Sonsuz Kitap 
Sayfa Sayısı: 416
İlk Basım: 1847

Yorumum:

Dünya klasiklerinden övülen kitap Uğultulu Tepeler’le aslında baya önce tanışmıştım. Şöyle ki, kitabı -en az 7 yıl olmuştur- marketin indirim reyonundan almıştım ve kütüphaneme eklemiştim.
O gün bugündür okumamışım ve öylece durmuş arka taraflarda…
O yüzden biraz geç okudum evet:)
Neyse geç olsun temiz olsun tabi ne diyelim:)

Şimdiii…

Kitabın ismi konu aldığı merkezi olan bir malikaneden geliyor. Yani malikanenin ismi Uğultulu Tepeler…

Klasikleri bir solukta okumaya çalışmak zaten doğru değil o yüzden sindire sindire okumak lazım. Yoksa fena halde bayar… 

İşte banada biraz buhran geldi okurken çünkü hikayenin boğuk bir atmosferi var ve mutluluktan çok uzak yaşamları konu alıyor…

Nefret duygusu ön planda… İntikam ve nefret kitaba işlemiş.

Kitapta en öne çıkan baskın karakter bana göre Heathcliff psikopatı.

Belki spoiler olabilir bu
Bu herif öyle psikopat ki hem sadist hem mazoşist, başlarda ona acıdıysam da sonradan deli olduguna kanaat getirdim :D Çok manyak ya öyle böyle değil…
Bitti

İngiliz edebiyatı klasiklerinden olan kitap 1800 lü dönemin yaşantısını, zorluklarını  görebiliyorsunuz.

Daha öncede söylediğim gibi benim için fazla boğucuydu. Kitap kötü yazılmış olduğu için değil, tam olarak o buhranı yansıtabildiği için; yani bu açıdan bakarsak başarılı olduğunu anlayabiliriz.

Kitabı tavsiye eder miyim?

Dönem kitapları sevenlere tavsiyedir her yaşa uygun zaten klasiklerden.

Ek tavsiye; Yavaş yavaş okuyun acele yok:)




ARKA KAPAK YAZISI

Uğultulu Tepeler, ilk yayımlandığında, dönemin en saygın edebiyat dergisi Quarterly Reviewda onulmaz biçimde canavarca, isyan ettirecek nitelikte bir roman olarak değerlendirilmişti. Bugün ise, edebiyat tarihçileri bir başyapıt ile karşı karşıya bulunduğumuzdan eminler. Earnshaw çiftliğine getirilen yoksul, sahipsiz çingene çocuğu Heathcliff ile çiftliğin güzel kızı Catherine arasındaki tutku, uğultulu tepelerin laneti gibi dolaşır ortada; duygularıyla oynanan Heathcliff sevgilisinin soylu ve varlıklı Edgar Linton ile evlenmesi üzerine, her iki aileden de öç almaya kalkar. Uğultulu Tepeler, genç yaşta öteki kardeşleri gibi veremden ölen Emily Brontënin tek romanı olsa da, Victoria Çağının gerçekçilik arayışı içinde romantik bir aykırılık olarak da tektir.Uğultulu Tepeler: Ölmeyen aşk. 

Kitap Alıntıları

Onu yakışıklı olduğu için değil, kendimden çok bana benzediği için seviyorum,Nelly. Ruhlarımızın neyle yoğrulduğunu bilmiyorum ama onunkiyle benimki aynı hamurdan...


Suda canıyla boğuşan bir adama kıyıya bir kulaç kala durup dinlenmesini söylemek gibi bir şey bu! Kıyıya varınca zaten dinleneceğim ama önce o kıyıya varmam gerek.


Elindeki piyango biletini 5 şiline satıp ertesi gün bu alışverişin kendine 5 pounda mal olduğunu anlayan adamın yüz ifadesi bile Bay Earnshaw'u gören Heatcliff'in yüz ifadesi kadar boş bir ifade olamazdı.


Ruhum mezardayken bedenim yaşamış, ne yapayım?
..................

Benden bu kadar:)
Okumayanlar varsa karar sizin:)
Bol Okumalar:)

1 Kasım 2015 Pazar

"MARSLI" KİTAP YORUMU


Kitabın Adı: Marslı
Yazarı: Andy Weir
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Basım: 2014

Yorumum:

Selamlar...

Çok merak ederek okumaya başladığım bu kitap bilimkurgu dalında oldukça övgüler almış.
Goodreads okurları bu kitabı yılın en iyi bilimkurgu kitabı seçmiş ama bu o kadar büyük başarı olmasa gerek sonuçta o yıl içinde kaç tane bilim kurgu çıkıyor ki…

Ben kitabı beğendim, aslında neden beğendiğimi düşününce sebebinin kesinlikle kitaptaki Watney karakterinin konuşma tarzı olduğunu anladım. 

WATNEY MARSTA HAYATTA KALMANIN YOLLARINI ARIYOR. Böyle düşününce sanki ıssız adaya düşmüş gibi göründüğünü biliyorum fakat tabi ki marsta içine girip korunabileceği bir uzay aracı var ve ona yalnızca belirli bir süre yetebilecek kadar yemeği de var. 

Marsta ne işi var ve niye tek başına olduğunu kitaptan okuyacaksınız tabi ki.




Kitap çok fazla teknik bilgi içeriyor ama açıkçası anlamak zorunda değilsiniz. Watney bunları o kadar eğlenceli anlatıyor ki anlamasanız bile okumaya değiyor. Kesinlikle sıkmıyor. (En azından beni sıkmadı)



Kitaba eleştiri: Spoiler …

Bu amerikalıların kahramanlığı kimseye vermemesi…
Kitabı okurken zaten mutlu sonla biteceğini biliyorsunuz belli ki adam kurtarılacak ama bunu illa uzaydan iple uçarak mı yapmak zorundasınız:)
Sonunu çok abartı buldum evet.

Spoiler Bitiş…


Kitabı tavsiye eder miyim?

Bilim Kurgu severlere ve samimi anlatımdan hoşlananlara şiddetle tavsiyemdir. 

Neden?

Bilimkurgu dalında olupta komik olan kaç kitap vardır ki?



Bu arada kitabın filmi de çıkmış tabiî ki onu da affetmedim izledim. Bu konuda yorumum klasik… Kitap kitap kitap…


İyi okumalar… Önce kitabını okuyun ki filminden 5 kat daha fazla zevk alın:)

23 Ekim 2015 Cuma

GÜN OLUR ASRA BEDEL-Gün Uzar Yüzyıl Olur




Kitabın Adı: Gün Olur Asra Bedel
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Sayfa Sayısı: 426

Yorumum:

Yine Cengiz Aytmatov yine etkileyici bir roman.

Bu yazarın bütün kitapları film yapılsa keşke:(

Ne güzel de isim vermişler kitaba; bir gün bütün kitabı oluşturmuş, o gün asra bedel olmuş…
Kitap ilk olarak “Gün Uzar Yüzyıl Olur” ismiyle basılmış.

Aytmatov bu kitapta ayrıca ütopya oluşturmuş… (Başka gezegenlerden başka canlılardan bahsedilmiş)

Bu kitabın içinde bazı siyasal terimler bulunduğundan Sovyet baskısı yüzünden içinden bazı bölümler çıkarılmıştır.

Mesela daha önce okuduğum “Cengiz Han’a Küsen bulut” romanı bu kitapta yer alması gerekirken yayınlanmamış, daha sonradan kitap haline getirilmiştir.
Bu kitabı da bu linkte yorumlamıştım.

Kitaptaki Mankurt efsanesini daha önce duymuştum fakat yer yer unutmuşum, tekrar okuyunca çok etkilendim.

NE BİLEYİM YA, BEN BU YAZARI ÇOK SEVİYORUM.

AYTMATOV kitaplarında size sıkılmama garantisi veremem. Sıkılabilirsiniz ama ne okuduğunuzu bilirseniz de çok şey öğrenirsiniz.


Kitabı tavsiye eder miyim?

Tabiki okuyun.

Neden?Çünkü o bir AYTMATOV kitabı. Başka söze gerek yok:)


ARKA KAPAK YAZISI

Yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırış.... Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada gözler önüne serilir... Derin ve temiz aşklar, efsane ve masallar, KGB'nin acımasız uygulamaları, okuru heyecandan heyecana sürükler. Birbirinden ilginç ve sürükleyici konular ustalıkla bütünleştirilerek sunulur. "Mankurt hikâyesi bu eserle kültürümüze mal edilir. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap'ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün "asra bedel bir gün olur.

Kitaptan Alıntılar

.. Demek ki insanın beyni bir dakika düşünmeden duramıyor, o garip

başı öyle yaratılmış ki istese de istemese de düşünceler ard arda
geliyor, bir düşünceden öbürü doğuyor, herhalde ölünceye kadar böyle
devam ediyor bu…” 
Yola çıktıkları andan beri, denizin dalgaları gibi

birbirini kovalayarak basını dolduran anılar ve düşünceler karsışında işte böyle bir keşif yapmış oldu.



20 Ekim 2015 Salı

BAŞUCUMDA MÜZİK



Kitabın Adı: Başucumda Müzik
Yazarı: Kürşat Başar
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Basım: 2006

Yorumum:


Merhabalar Canlar:)

Bu kitaba uzun yorum yapamayacağım ancak etkilendiğim kadarıyla yorum yapabilirim çünkü.

Evet bu kitapta beni etkileyen tek şey vardı: Kürşat Başar’ın bir kadının içini bu kadar güzel yansıtabilmesi. Zira kitap bir kadının ağzından yazılmış. 

Kitap aşk kitabı, farklı bir konusu olmamakla beraber, genelde olaylardan ve diyaloglardan çok duygular derinlemesine yazılmış.

Dönemin dış işleri bakanı Fatin Rüşti Zorlu ile sevgilisi Vesâmet hanım ın hikâyesinden uyarlanmış olduğu söyleniyor.

Kitabı tavsiye eder miyim?

Akıcı aşk kitabı okumak isteyenler için güzel bir tavsiyedir.

İyi Okumalar:)


ARKA KAPAK YAZISI


"Eğer, hayatımızın bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken… Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün… Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan âşıksın."

14 Ekim 2015 Çarşamba

Oğullar ve Rencide Ruhlar- Kitap Yorumu




Kitabın Adı: Oğullar ve Rencide Ruhlar
Yazarı: Alper Canıgüz
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 204
Basım: 2004


Yorumum:

Selam Arkadaşlar...


Bu kitabı merak ediyordum içinde felsefi şeylerin olması nedeniyle, ama niyeyse kitapçıya gittiğimde almak hiç aklıma gelmiyordu. Sonunda kalın kitaplarımın arasına sıkıştırmalık ince bir kitap ararken denk geldim ve aldım.

Bi kere ben içinde küçük çocuklar olan ve çocuğun hislerini barındıran kitaplara bayılırım.

Kitap o kadar tatlı başlıyor ki:


"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum."

Böyle başlayan bir kitabı çok merak ettim ve büyük bir hevesle okumaya başladım.
Kitaptaki ana kahramanımız Alper tam anlamıyla fırlama bir çocuk, ve kitabın içinde ciddi anlamda çok güzel alıntı yapılacak cümleler var,

AMA:

Şimdi affetmeden eleştiriye geçiyorum;

Şimdi kitabı okumayanlar bilmez tabi ama 5 yaşında bir çocuğun ağzından yazılmış bir kitap.

1- Yahu bir çocuk zeki olsun, aşırı zeki olsun, o da yetmesin Einstain falan olsun yine de kitaptaki cümleleri kuramaz.

2- Hadi diyelim çocuğun içine uzaylı girmişte o cümleleri kurabiliyor, 5 yaşındaki bir çocuk, etrafındaki büyükleri tarafından 50 yaşındaki adam gibi bu derece ciddiye alınmaz.

3- Çocuğun ağzından o kadar ukalaca sözler çıkıyor ki ilk başta çok sevimli bulduğum çocuğu sonradan sevesim değil boğasım geldi.

4- Keşke çocukların masumiyetine daha çok yer verilseydi.

5- Kitaptaki göndermeler biraz acemice geldi. 


Tavsiye eder miyim?

Ederim. 

Neden?

Çünkü kitap 5 yaşında bir çocuğun ağzından değil de 12-13 yaşlarda bir çocuğun ağzından yazılsaydı kitabı severdim.

İkinci neden ise yukarıda belirttiğim gibi kitabın içinden sağlam alıntılar çıkarabilirsiniz. 

İYİ OKUMALAR:)

ARKA KAPAK YAZISI


"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."





5 Ekim 2015 Pazartesi

Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça - Kitap Yorumum


Kitabın Adı: Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça
Yazarı: Kristin Harmel
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 512
Basım: 2013

Yorumum:

Selamlar Arkadaşlar…

Bu kitabı internetten alışveriş yaparken diğer kitapların arasında çerez olarak almıştım. Kapağı çok sevimliydi,  kısaca konusuna baktım ve sipariş verdim.

Kitap aynen tam da benim mantığıma uygun çerez kitaplar arasında yer alıyor. 

36 yaşında aile yadigari pastane işini üzerine almış olan ana karakterimiz Hope, annesi öldükten sonra, alzheimer olan anneannesini kaldığı huzurevinde daha sık ziyaret etmeye başlar. 
Fakat anneannesi Rose gittikçe geçmişini unutmaya başlamıştır. Rose'un daha önce kimselere anlatmadığı hikayesini araştırmak için Parise doğru yola koyulan Hope, anneannesinin acı geçmişi ve yaşadıkları karşısında duygu yüklü bir yolculuğa çıkmıştır.

Paristeki yahudilerin nasıl katledildiğini ve anneannesinin ailesinin başına neler geldiğini araştırır.



Aynı zamanda dinler arası iletişim ve kardeşlik bağları işlenmiş bu kitapta.


Yıldız Turta Tarifi 

Birde bölüm başlarında verilen pasta kurabiye vs. tarifleri var ki bunlarda kitabı şirin mi şirin yapmış. Pasta yapmayı sevenler bu tarifleri evlerinde uygulayabilirler:)


Tavsiye eder miyim?

Çerez olarak tavsiye ederim ayrıca bilgi de veriyor.


Arka Kapak Yazısı


Umuda her zaman açık bir kapı bırak...

Küçük, sevimli pastanesinde dünyanın en leziz turtalarını satarak insanları mutlu eden Hope, güçlü görüntüsünün ardında kırılgan kalbi olan yalnız bir kadındır. Kızı ve büyükannesiyle çevrili küçük dünyası, bir gün kendisinden istenen son bir dilekle tamamen değişir.

Ona verilen bir isim listesiyle Amerika'dan büyülü şehir Paris'e doğru yolculuğa çıkan Hope, bu sayede büyükannesinin Nazi kamplarında yitirdiği geçmişinin izlerinde duygu yüklü bir gezintiye başlar. Anılarında kaybolmuş yüzleri tekrar görebilmek umuduyla hayata sımsıkı sarılan bu güçlü kadının başından geçenleri okumak, insanı mucizelerin yaşamın büyülü parçaları olduğuna inandırıyor.

Kitaptan Alıntılar





Puanım: 6/10
Çok keyifli okumalar:)))