orhan pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhan pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2016 Cumartesi

Kafamda Bir Tuhaflık-Orhan Pamuk







Kitabın Adı: Kafamda Bir Tuhaflık

Yazarı: Orhan Pamuk

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı: 480

Basım: 2014


Yorumum:

Merhabalar…

Bir Orhan Pamuk kitabıyla karşınızdayım.

Şunu belirteyim ki kitabın ismi, kitabın içeriğiyle çok uyumlu olmuş bence o kitaba daha güzel bir isim bulunamazdı.

Kitap Anadolu’nun Konya Şehrinin bir köyünden babası ile birlikte sokak yoğurtçuluğu yapmak için İstanbul’a gelen Mevlüt karakteri üzerine kurulu ve kitap oldukça ilginç başlıyor. 

Mevlüt karakteri o kadar iyi niyetli bir insan ki; insan onu hem seviyor, hem kızıyor, bazen de üzülüyor onun için.

Kitabı okurken 60 lı yılların İstanbul sokaklarında geziniyorsunuz ve bu gezinme 2013 lü yıllara kadar sürüyor. Aynı zamanda bu sürede İstanbul’un değişimini de ele almış yazar.

Orhan Pamuk melonkolisini okuyanlar bilir, yazar her şeyden bir hüzün çıkarır bu kitapta da öyle olmuş.

Kitaba eleştiri:

Orhan Pamuk dünyaca tanınan bir yazar olduğu için, bu kitabını o kadar global düşünerek yazmış ki normal de her Türk’ün bildiği ayrıntıları yabancı okurlar için açıklamış(Mesela bozanın ne olduğu nasıl yapıldığı)

Bunun neresi kötü diyebilirsiniz: Kitabı okurken böyle açıklamalar geldiğinde kendinizi kaptıramıyorsunuz --hee diyorsunuz yazar burada yabancı okurlarına seslenmiş.—

Keşke bize seslenseydi. 

Neden mi? 

Orhan Pamuk kitabını okuyanlar bilir, hem rahatsız olursunuz okurken hem de okumaya devam edersiniz. 

Bu kitaptaki rahatsızlığın sebebi İstanbul’un fakir ve berbat sokaklarını, yoksul insanlarını, siyasetini vs ele alıp, bunu tüm dünyaya bildirmesi. İşin diğer rahatsız eden tarafı ise yazdıklarının yalan olmaması. (Belki bazen biraz abartı)

Bu kitabı okurken dini ve siyasi olarak rahatsız olabilirsiniz bu çok normal ama bence sizin gibi düşünmeyen yazarların kitaplarını da okumalısınız. Ben bunu yaparım en azından.

Kitabı tavsiye eder miyim?

Ederim. 

Neden?

Çünkü güzel bir roman okudum, kurgusu daha önce okuduğum kitaplara benzemiyordu ve sadece kitabın son cümlesi için bile okumaya değerdi.

Son cümlesi bütün kitabı deldi geçti açıkçası.



ARKA KAPAK YAZISI

Kafamda Bir Tuhaflık hem bir aşk hikâyesi hem de modern bir destan. Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikâye ediyor. 1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez. 

Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

10 Temmuz 2015 Cuma

İSTANBUL: Hatıralar ve Şehir / Orhan Pamuk /Kitap Yorumu



  
Kitabın Adı:
İstanbul: Hatıralar ve Şehir
Yazarı:
Orhan Pamuk
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Kitap Türü:
Anı,Yaşam
Yayınlandığı Yıl:
2003
Sayfa Sayısı:
342



Arka Kapak Yazısı

İstanbul'da, Orhan Pamuk hem 22 yaşına kadarki kendi hayat hikâyesini, hem de kendi bildiği İstanbul şehrinin ilginç hikâyesini bir roman tadıyla birleştirerek okura sunuyor. Pamuk'un kendini "ben" olarak ilk hissedişinden, annesine, babasına, ailesine yönelen hikâye, bir hüzün ve mutluluk kaynağı olarak İstanbul sokaklarına açılıyor. Günümüzün büyük romancısının gözünden 1950'lerin İstanbul sokaklarını, parke taşı kaplı caddelerini, yanıp yıkılan ahşap konaklarını, eski bir kültürün yok oluşuyla, onun külleri ve yıkıntıları arasından bir yenisinin doğuşunun zorluklarını keşfederken Pamuk'un ruhsal dünyasının oluşumunu bir dedektif romanı okur gibi hızla izliyoruz... İstanbul'un siyah beyaz hüznünü araştıran bu benzersiz eserde, okurken elden bırakamadığımız ve dönüp dönüp yeniden okuyacağımız kitaplara has o ruh ve duygu birliği var.


Değerlendirmem

Yazar 2006 Nobel Edebiyat Ödülü almış evet. Kitabın üzerinde zaten kocaman bir şekilde “2006 nobel ödüllü” diye damgalanmış ama bunun benim açımdan bir önemi yok. Ben kitabı açarım okumama bakarım. Nobel olayı ayrı bir konu.
Bu kitapta da öyle yaptım. Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabıdır İstanbul kitabı. (Orijinal adı, “İstanbul:Hatıralar ve Şehir” ama ben İstanbul diye kısaltıcam bahsederken.) İstanbul’dan etkilenmemek elde değildi. Düşünceleri ve yaşam tarzı okuyucuya uyar ve ya uymaz mesele bu değil bence. Mesele bu kadar güzel kitap yazabilmekte ve okuyucuyu etkileyebilmekte.
Normalde otobiyografi çok tercih ettiğim bir tür değil önyargı ile okumaya başladım, fakat kitapta sadece otobiyografi yok, aynı zamanda deneme tadında istanbul’u tanıtan bir çok yazı var.
İçerisinde bol bol resimler var ve hepsi siyah beyaz. Bazen o resimlere bakıp inceledim uzun uzun. Kitaptaki nostaljik anlatımın duyguyu işte o siyah beyaz fotoğraflara bakarak pekiştirmiş oluyorsunuz.
Bol resimli olmasına rağmen kitabı hiçte kolay okuyamadım. Yazıları ufak ve anlaması zor cümleler vardı. Birçok cümleyi baştan okumak zorunda kaldım çünkü bazı oldukça uzun ve  sonuna geldiğimde başında neden bahsettiğini unutuyorum. (Tıpkı şu üniversiteye giriş sınavlarında sorulan uyuz paragraf soruları gibi iki defa okuyorsunuz.) AMA:
Kitapta böyle uzun ve edebi cümleler okumak benim sevdiğim bir şey, böylece -deyim yerindeyse- biraz saksıyı çalıştırıyorsunuz ve bu her kitapta olmalı. Şu saksı çalıştırma meselesi yani. Neyse bunu ayrı bir zamanda ele alırım umarım.
İstanbul’da yazar çocukluğundan 22 yaşına kadar yaşadığı her şeyi hiç çekinmeden anlatmış. Belki bizimde yaşadığımız ama unuttuğumuz ya da kendimizden bile gizlediğimiz bazı duyguları (mesela yanan bir yapıyı seyretmenin verdiği korkuyla karışık zevk gibi, yangına bir şey yapamasak ta yanışını izlemeye koyuluruz ) Bazılarının yazara olan tepkisi bu yüzden de olabilir. Fazla açık yazması gibi.
Bir de benim gibi düşünenler dernegi var tabi: “Yahu sen burada doğmuş büyümüşsün insan biraz milletçi olmaz mı!”.
İstanbul kitabında genel olarak bizim beklediğimiz –diğer Türk yazarların yaptığı yaptığı gibi ama belki de böyle olmalı- ne geçmişimizle ne de şimdimizle övünen yazılar yok. Hep istanbul’un kasvetli havası var: dar sokakları, ahşap evleri, anlamsız tabelaları, yanan yalılar, çarpışan gemiler vs…
Bir Türk olarak İstanbul’a bu kadar dışarıdan bir göz olarak bakabilmesini yine de takdir ettim ve kitabı ilgiyle okudum. Kitapta bir çok bilgi mevcut Pamuk’un etkilendiği dört Türk yazar ve İstanbul’u nasıl tanımladıklarını onların yaşam öykülerini ve geride bıraktıklarını, istanbul ‘u resmeden batılı ressamları, gezginleri onların hayatlarını ve istanbul hakkindaki düşüncelerini okudum. Öğrendiklerim bir Türk olarak çoğu zaman egomu tatmin eden şeyler değildi ama benim için bu daha ilgi çekiciydi.
Bence, bazı şeylere dışarıdan bakabilmek gerek, hoşunuza gitsin ya da gitmesin, düşüncelere katılın ve ya katılmayın ama bence okuyun.

Siz de eğer benim gibi düşünüyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. (İçinde anlamlı cümleler olan edebi bir kitaptır.) Aksi takdirde ikinci başlıkta sinirlenip bırakırsınız.

Okuyan okumayan kim varsa yorumları beklerim:)

İyi Okumalar.